eski bir girdi
Öncelikle şunları söylemeliyim…
Neye inanıp, kime güveneceğimi şaşırıp, karanlığa düştüğüm anlarda ki dostlarım çay’ın sigara’nın ve titreyen parmaklarımın üzerine yeminler olsun ki nefret denen acizliğe hiç yenik düşmedim…
Ve asla intikam gayretinde olmadım…
Tamam, belki bazı anlarda çok kızıp dostlarımın, sevgilimin veya ailemdeki herhangi bir kişinin gururunu, bana olan inancını incitmiş ve hatta kalplerini kırmış olabilirim ama şerrim ile üzerine gittiğim veya korkup kendisinden kaçtığım kimseden daha az acı çekmedim.

İyi niyetimin defalarca yalanlarla, arkamdan çevrilen işlerle, zamanımı çalan “Tamam …” geçiştirmeleriyle suiistimal edilmiş olmasının bana verdiği zararı aslında 25 yaşında olmasına rağmen daha büyük gösteren yaşlanmış yüzümden okunmaması mümkün değil.
Son zamanlardaki suskunluğumun suçunu başkalarının üzerine yıkmayacağım tabi ki ama anlaşılamıyor olmak bir şeyler söylememi gerektirecek tüm sebepleri alaşağı ediyor…
Bu yazıyı yazarken bile aklımdan geçenlerin zerre kadarını yazmış olmamın sebebi de aynı şeye dayanıyor…
Dostlarıma ruhumdan geçenleri parmaklarımdan okumak yerine suskunluğumla söylediklerimi dinlemelerini tavsiye ediyorum…
Vesselam….



Posted under:
Suskunluğu geveze arkadaşım benim